27 Nisan E-Muhtıra

27 nisan e muhtıra
Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Danıştay 8. Dairesi, anaokulunda öğretmenlik yapan bir kadını başörtüsü takması gerekçesiyle meslekten ihraç etmişti.Avukat olduğu açıklanan Alparslan Aslan isimli şahıs ise, bu kararı veren mahkemeye silahlı bir saldırı gerçekleştirmiş ve mahkemenin Başkanı Mustafa Yücel’i öldürmüştü.

Bu cinayet sonrası AK Parti’ye yönelik eleştirinin dozu sertleşti. Ülkenin bir numaralı sorunu artık rejim problemiydi. 2007 yılına gelindiğinde başını Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) çektiği “cumhuriyet mitingleri” ise AK Parti için daha büyük bir krizin habercisiydi.

Bu mitinglerde rejim tartışmaları ve Erdoğan karşıtlığı had safhaya ulaşmıştı.Mitingler doğrudan dönemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan’a odaklanmış, nisan ayında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçiminde olası bir adaylığın önü kesilmesi hedeflenmişti.CHP lideri Baykal ise tam da hükümetin endişe ettiği gibi sürecin içerisine dolaylı yollardan da olsa orduyu dâhil eden açıklamalar yapmaya başlamıştı.

Silahlı Kuvvetler’in ismini ilk kez doğrudan anan Baykal, Erdoğan’ı kimin engellemesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştu.Deniz Baykal’ın çağrısına TSK’dan cevap geliyorCHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın orduyu sürece alenen muhatap olmaya davet ettiği açıklamasından sonra, 12 Mart 2007 yılında Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt yaptığı basın açıklamasıyla konunun tarafı olduklarını beyan etmişti: Yaşar Büyükanıt’ın bu açıklamasından sadece bir gün sonra görev süresi dolmak üzere olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de sert bir açıklama yaparak bilhassa Erdoğan’ın ama genelde ise AK Parti’li bir adayın önüne geçmeye karar verdi.

2007 yılında Türk demokrasisini işlemez hale getirecek en önemli fikirlerden birisi Yargıtay’ın Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun aklına gelecekti.

Kanadoğlu, hiç gündemde bulunmayan bir tartışmayı şöyle başlatacaktı; Anayasa’nın 102’nci maddesine göre, TBMM’nin cumhurbaşkanı seçebilmesi için 367 yeter sayısını sağlaması gerekiyor, aksi halde ikinci ve üçüncü oturumun gerçekleşmesi söz konusu bile olamazdı. Gül, birinci turda seçilemedi; TSK devreye girdi.27 Nisan günü Cumhurbaşkanlığı Seçiminin 1. turu gerçekleştirildi. O gün mecliste milletvekili bulunan CHP, DYP ve ANAP oylamaya katılmamaya karar verdi.Bütün engellemelere rağmen CHP’den 1, DYP’den 2, ANAP’tan 2 ve 5 de bağımsız milletvekili oturuma katılarak oy kullandı.1. turun sonunda TBMM’deki tek aday olan Abdullah Gül geçerli 361 oyun 357’sini almış; fakat Cumhurbaşkanı olabilmesi için gereken 367 yeter sayısını bulamamıştı.O günün gecesinde yaklaşık 23.17 sıralarında TSK’nın resmi internet sayfasına tuhaf bir açıklamanın konulduğu bilgisi hızla yayılmaya başladı.Bildiriyi açıp okuyanlar büyük bir şaşkınlık yaşıyordu.. Bildiri, çok sert bir üslup ile yazılmış ve hükümeti alenen tehdit eden birtakım ifadeler barındırıyordu.

Hükümet yetkilileri metni okur okumaz acil olarak toplandı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış İşleri Bakanı ve cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül, Milli Eğim Bakanı Hüseyin Çelik, Devlet Bakanı Cemil Çiçek gibi isimler metne nasıl bir cevap vereceklerini tartışmak üzere gece yarısı bir araya geldi.Önlerinde iki seçenek bulunuyordu; ya yumuşak bir cevap verip ortamı yumuşatmaya gayret edileceklerdi ya da sert bir cevap vererek meydan okuyacaklardı.Uzun saatler süren tartışmanın ardından verilecek cevap metnin sert bir üslupta verilmesine karar verildi.Hükümetin cevabını içeren metni okumak için Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek kameraların karşısına geçti:Hükümet sarsılmıştı; ama yıkılmamıştı. Şimdi ne olacağına dair ise hiç kimsenin bir bilgisi yoktu. CHP e-muhtıraya sahip çıkıyor28 Nisan sabahı tüm ülke büyük bir belirsizliğe uyanmıştı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal zaman kaybetmeden kameraların karşısına çıktı ve bildiriyi her yönüyle sahiplendiğini kamuoyuna deklare etti;İlerleyen günlerde Anayasa Mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı birinci turu için yapılan oylamayı 367 yeter sayısını bulamadığı gerekçesiyle iptal etti.Anayasa Mahkemesi, TSK’dan sonra Gül’ün adaylığına müdahalede bulunan ikinci devlet kurumu olarak tarihteki yerini aldı.Bütün bu gelişmeler yaşanırken hala TSK yatıştırılmış değildi.Borsa bir gecede yüzde 12 değer kaybetmiş ve Türk siyaseti hala bilinmezliğin içerisinden çıkabilmiş değildi.

Sonra Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Dolmabahçe Sarayı’nda Başbakan Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştirmişti.Bu görüşmelerin içeriği hiçbir zaman tam olarak kamuoyuna yansımadı; ama Genelkurmay Başkanlığı bir şekilde yatışmıştı.

Anayasa Mahkemesi kararı sonrası artık hükümetin önünde tek bir çözüm kalmıştı; ülkeyi bir erken seçime götürmek.22 Temmuz 2007 yılında gerçekleştirilen erken seçim, muhalefet için bir hezimet oldu.AK Parti oyların yüzde 46,58’ini alarak tek başına iktidar oldu. CHP isyüzde 20,88 ile ancak 112 milletvekili alabilmiştSeçimin sürprizi MHP ve Bağımsız milletvekilleri olmuştu.

Düğümü Devlet Bahçeli çözüyor:AK Parti’de Abdullah Gül yeniden aday olduğunu açıklamıştı; ama muhalefet partilerinin meclise girip girmeyecekleri hala bir tartışma konusuydu; çünkü AK Parti 367 yeter sayısına ulaşamamıştı.Türkiye’yi rahatlatan açıklamayı ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptı; Seçim yapılmış ve AKP milletin iradesiyle yeniden iktidar olmuştur. Cumhurbaşkanlığına da istediği kişiyi seçebilir, bu konudaki karar tamamen AKP’nindir. Kimi isterlerse seçerler.
Cumhurbaşkanı seçimi için Genel Kurul toplantı yeter sayısı 367’dir. İlk iki turda 367 oy gerekmektedir. Genel Kurul’a biz MHP olarak katılacağız.

Dolayısıyla AKP toplantı yeter sayısı sorunu yaşamaz. Biz oylamaya katılırız; ancak aday gösterilen kişiye oy veririz vermeyiz, o bize kalmış.Tarihte bugün, yani 27 Nisan 2007 yılında Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yapılan açıklama Türk siyasetini durma noktasına getirdi.367 krizi gölgesinde yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi 1. tur oylaması gününün hemen gecesinde yayınlanan bu bildiri ve peşinden Anayasa Mahkemesi’nin oylamayı iptal etmesi Türk siyaseti açısından bir kara leke olarak tarihteki yerini aldı.maalesef adaylığı için bunca sıkıntı çeken Recep Tayyip ERDOĞANA en büyük kazığıda o dönem adaylığını engellemeye çalışan CHP ile yol yürümeye başlayan ingiliz kraliçesinin has adamı Abdullah GÜL olmuştur.

Giriş Yap

Fıratınsesi Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!